Franny.

Bugün harika bi’ şey keşfettim.
Uzun zamandır izlemeyi planladığım Coupling’e ufaktan bi’ giriş yapiyim dedim. Aslında dizi izlemeye vaktim yok ve bütün hafta sonu ders çalışmam gerekiyordu ama başlamış bulunmuştum bi’ kere. Sonra bi’ baktım, senaryosunu Moffat yazmış, canını yediğim. :w Adamın alışveriş listesini okuyabilecek kıvamdayım.
İlginç bilgi ise şurda başlıyor. Dizinin bi’ bölümünde seks sırasında GERONİMO diye bağıran garip bi’ adamdan bahsediyorlar.
Tanıdık geldi mi? Öperim. 

Ekmek Parası Doktrini

pedagojiksiddet:

Soru: Marksist teoride zor ne demektir?

"BEN SERMAYE SAHİBİNE ARTI DEĞER VERMEYECEĞİM, ÇALIŞMIYORUM ARKADAŞ ZORLA MI DİYEN BİRİSİ ÇALIŞMADIĞI İÇİN HAPSE ATILACAK YA DA DAYAK YİYECEK OLMASA DA HAYATINI SÜRDÜREBİLMEK İÇİN BİR ŞEKİLDE ÇALIŞMAK ZORUNDADIR…LİTERATÜRDE BUNA ‘EKMEK PARASI DOKTRİNİ’ DENMESE DE DENİLMESİNDE BİR SAKINCA YOKTUR"

Gece gece akademiyle ilgili bi’ yazı okuduktan sonra -akademik kariyer düşünmekteyim- kafam attı ve Tumblr’a bakayım dedim. Ana sayfada aşağılara doğru inerken şok oldum. Uzun zamandır sadece sayfayı aşağı kaydırıp bi’ şeyler beğenerek ve bazı kısa şeyler paylaşarak zaman harcıyorum burada. Benim sinirlendiğim nokta ise; daha çok kendime, tabii ki sizin payınızla. Özellikle dikkatimi çeken; buraya ne zaman girsem hala komik olduğunu düşündüğünüz cinsiyetçi espriler ve fotoğraflar. Küfürleriniz bile cinsiyetçi. İlginci; kendinizi sokakta yürüyen, sıradan (?) bir insandan akıllı görüyorsunuz. Hayatı daha iyi biliyorsunuz. Daha hassassınız ya, maşallah hepinize. Bunu yazıyorum ama büyük ihtimalle umrunuzda olmayacak. Pek popüler bi’ blog değilim açıkçası ve pek de takipçim yok. Hatta ilginç bi’ şekilde ne zaman bi’ şey paylaşmasam anında takibi bırakan kişiler takip ediyor beni sanırım, sanki yazmak için yaşıyormuşum gibi. Ya da bu blog için yaşamak desem daha doğru olacak. 

Yazdıklarım hiç bi’ şey değiştirecek mi bilmiyorum ama belki bir iki kişi okur da üstüne düşür, bazılarının yüzü kızarır bazıları da konuşmalarını düzenlemeye çalışır belki diye yazıyorum. ”Yazmasaydım çıldıracaktım” ın başka ve değişik anlamlı bi’ versiyonu oldu. Velhasıl bana gelecek olursak, ben de mükemmel değilim tabii ki. Blogumun derinliklerinde belki cinsiyetçi postlar, kelimeler seçebilirsiniz. Elimden geldiğince, daha da zoru günlük hayatımda, düzeltmeye çalışıyorum kendimi. Siz de deneyin insanlık namına.

Ana sayfada yaptığım bu şok edici geziden sonra merak etmeyiniz, beklendiği üzere elimden geldiğince bu blogların takibini bırakacağım. Asıl üzücü nokta ise aslında takip ettiğim tüm blogları seviyorum ve sadece gönderdikleri cinsiyetçi postlar için diğer güzel postlarını görmezden gelmek istemiyordum. Ama sinirlerim kaldırmıyor artık.

Hayatı reblog tadında hızlı yaşayan sizler için diyecek pek bi’ şeyim yok. Zaten buraya kadar da okumamışsınızdır. Okumaya devam edenlerden tek bir ricam olacak: Küfürlerinize bile dikkat edin lütfen. 

Ahahahahaha! İşlevsellik bu olsa gerek. 

wildbindi:

Jim Morrison in a Flower Crown

wildbindi:

Jim Morrison in a Flower Crown

To light a candle is to cast a shadow.
Ursula LeGuin - A Wizard of Earthsea (via dialltone)

Bi’ merakla izlemek istemek ve hayallerimdeki Yerdeniz’in içine sıçmamak için izlemek istememek arası bi’ yerlerde kaldım. Ama afişinde meymenet olmaması ve Ekşi’deki yorumlar sonrası tutabildiğim kadar tutucam kendimi.

Ve lütfen güzel kitapların içine daha fazla böyle böyle sıçmayın. Bırakın olmasın dizileri, filmleri. Ne var sadece hayal dünyamızda kalsalar?